BOŞ SENEDE İMZA ATILMASININ GEÇERLİLİĞİ VE HUKUKİ SONUÇLARI
Universal Hukuk Logo
Logo



Av. Elif Nur Konyar 13 Oct, 2026 universal

BOŞ SENEDE İMZA ATILMASININ GEÇERLİLİĞİ VE HUKUKİ SONUÇLARI


1. Giriş

Günlük yaşamda ve ticari ilişkilerde, mevcut veya ileride doğabilecek borçlar nedeniyle, henüz bedeli, vadesi veya diğer bilgileri tamamlanmamış senetlerin imzalanarak karşı tarafa teslim edildiği görülmektedir. Özellikle kira, araç kiralama, mal alım satımı ve borç ilişkilerinde karşılaşılan bu uygulama, başlangıçta taraflar açısından pratik bir çözüm olarak değerlendirilse de uyuşmazlık hâlinde önemli hukuki sonuçlar doğurabilmektedir.

Bu noktada üzerinde durulması gereken husus, boş senede atılan imzanın geçerli olup olmadığı kadar, imzalanan belgenin sonradan hangi koşullarda doldurulabileceği ve imza sahibinin hangi ölçüde sorumlu tutulabileceğidir.

Zira bir senedin eksik bilgilerle imzalanması ile bu bilgilerin taraflar arasındaki anlaşmaya aykırı biçimde tamamlanması hukuken farklı değerlendirmeleri gerektirmektedir. Bu ayrım, özellikle senedin geçerliliği ve anlaşmaya aykırı doldurulduğu iddiasının ispatı bakımından önem taşımaktadır.

Bu kapsamda çalışmamızda, boş senede atılan imzanın hukuki geçerliliği, senedin sonradan doldurulmasına ilişkin esaslar, doldurma yetkisinin sınırları ve senedin anlaşmaya aykırı doldurulduğu iddiasının ispatı, ilgili mevzuat ve Yargıtay kararları çerçevesinde ele alınacaktır.

2. Boş Senede Atılan İmzanın Hukuki Geçerliliği

6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun ("TTK") 776. maddesinde, bononun taşıması gereken zorunlu unsurlar düzenlenmiştir. Anılan hüküm uyarınca;

"Bono veya emre yazılı senet;

a) Senet metninde 'bono' veya 'emre yazılı senet' kelimesini ve senet Türkçe'den başka bir dille yazılmışsa, o dilde bono veya emre yazılı senet karşılığı olarak kullanılan kelimeyi,

b) Kayıtsız ve şartsız belirli bir bedeli ödemek vaadini,

c) Vadeyi,

d) Ödeme yerini,

e) Kime veya kimin emrine ödenecek ise onun adını,

f) Düzenlenme tarihini ve yerini,

g) Düzenleyenin imzasını,

içerir."

Aynı Kanun'un 777. maddesinin birinci fıkrasında ise "İkinci ilâ dördüncü fıkralarda yazılı hâller saklı kalmak üzere, 776 ncı maddede gösterilen unsurlardan birini içermeyen bir senet bono sayılmaz." hükmüne yer verilmiştir. Maddenin devamında, vadenin gösterilmemesi ve düzenleme veya ödeme yerinin belirtilmemesi hâllerine ilişkin istisnalar düzenlenmiştir.

Bununla birlikte, senedin düzenlendiği sırada bütün unsurlarının tamamlanmış olması ile eksik unsurlarının sonradan taraflar arasındaki anlaşmaya uygun şekilde tamamlanması birbirinden farklı hususlardır.

Nitekim TTK'nın 778. maddesinin ikinci fıkrasının (f) bendi uyarınca bonolar hakkında da uygulanan 680. maddesinde;

"Tedavüle çıkarılırken tamamen doldurulmamış bulunan bir poliçe, aradaki anlaşmalara aykırı bir şekilde doldurulursa, bu anlaşmalara uyulmadığı iddiası, hamile karşı ileri sürülemez; meğerki, hamil poliçeyi kötüniyetle iktisap etmiş veya iktisap sırasında kendisine ağır bir kusur isnadı mümkün bulunmuş olsun."

hükmüne yer verilmiştir.

Söz konusu düzenleme ile kambiyo senedinin bazı unsurları eksik bırakılarak düzenlenmesi ve bu unsurların sonradan tamamlanması hukuken mümkün kılınmıştır. Uygulamada bu şekilde düzenlenen senetler "açık bono" olarak adlandırılmaktadır.

Dolayısıyla bir kişinin bedel, vade veya diğer bilgileri boş bırakılmış bir bonoyu imzalaması, tek başına senedin geçersizliği sonucunu doğurmamaktadır. Senedin eksik unsurlarının tamamlanarak kanunda öngörülen zorunlu unsurları taşıması hâlinde, şeklen geçerli bir kambiyo senedinden söz edilebilecektir. Bununla birlikte, senedin taraflar arasındaki doldurma anlaşmasına aykırı şekilde tamamlanması, senetten kaynaklanan borca karşı ileri sürülebilecek savunmalar bakımından ayrıca değerlendirilmelidir.

3. Senedin Sonradan Doldurulması ve Doldurma Yetkisinin Sınırları

Açık bononun hukuken geçerli kabul edilmesi, senedin eksik unsurlarının herhangi bir sınırlamaya tabi olmaksızın tamamlanabileceği anlamına gelmemektedir. Yukarıda yer verilen TTK m. 680 hükmü uyarınca, açık bononun tamamlanması, taraflar arasında mevcut doldurma anlaşmasına uygun olarak gerçekleştirilmelidir. Dolayısıyla senedin boş olarak imzalanıp teslim edilmesi, senedi elinde bulunduran kişiye sınırsız bir doldurma yetkisi tanındığı şeklinde yorumlanamaz.

Doldurma anlaşması, açık bononun eksik bırakılan unsurlarının hangi koşullarda ve ne şekilde tamamlanacağını belirleyen anlaşma olup senedi elinde bulunduran kişiye tanınan yetkinin hukuki sınırlarını oluşturmaktadır. Söz konusu anlaşmanın yazılı şekilde yapılması bir geçerlilik şartı olmamakla birlikte, anlaşmanın varlığının ve kapsamının uyuşmazlık konusu olması hâlinde, doldurma yetkisinin hangi sınırlar içerisinde tanındığının ispatı önem kazanmaktadır.

Özellikle teminat amacıyla düzenlenen açık bonolarda, senedin hangi borç veya yükümlülüğün güvence altına alınması amacıyla verildiğinin ve hangi koşullarda doldurulabileceğinin belirlenmesi önem taşımaktadır. Doldurma yetkisinin kapsamının açıkça kararlaştırılmamış olması, senedin sonradan anlaşmaya aykırı şekilde tamamlandığı iddiasının ispatını güçleştirebilmektedir.

Bu kapsamda, belirli bir borç ilişkisi nedeniyle düzenlenen açık bononun kararlaştırılan tutarı aşan bir bedelle doldurulması, senedin yalnızca belirli yükümlülüklerin yerine getirilmemesi hâlinde kullanılacağının kararlaştırılmasına rağmen bu koşullar gerçekleşmeden tamamlanması veya taraflarca belirlenen doldurma şartlarına aykırı hareket edilmesi, somut olayın özelliklerine göre doldurma anlaşmasına aykırılık teşkil edebilecektir.

Öte yandan, senet üzerindeki bedel, vade veya diğer unsurların imza sahibinden başka bir kişi tarafından yazılmış olması, tek başına senedin tahrif edildiğini yahut doldurma anlaşmasına aykırı davranıldığını göstermemektedir. Açık bononun hukuki niteliği gereği, eksik unsurların imzadan sonra ve başka bir kişi tarafından tamamlanması mümkündür. Bu nedenle hukuki değerlendirmede belirleyici olan, senet üzerindeki yazıların farklı kişilere ait olması değil, senedin kararlaştırılan doldurma yetkisinin sınırları içerisinde tamamlanıp tamamlanmadığıdır.

Bununla birlikte, doldurma anlaşmasına aykırılık ile senedin kambiyo senedi vasfını taşıyıp taşımaması birbirinden farklı hukuki meselelerdir. Açık bononun anlaşmaya aykırı şekilde tamamlanması, senedin sırf bu nedenle kendiliğinden geçersiz hâle gelmesi sonucunu doğurmamaktadır. TTK m. 680 uyarınca, doldurma anlaşmasına aykırılık iddiası, bu anlaşmanın tarafı olan ilk lehtara karşı ileri sürülebilmekle birlikte, senedi sonradan iktisap eden hamile karşı ancak hamilin senedi kötüniyetle iktisap etmesi veya iktisap sırasında ağır kusurlu olması halinde ileri sürülebilecektir.

Bunun yanında, TTK m. 778/1-a atfıyla bonolar hakkında da uygulanan TTK m. 687'nin birinci fıkrasında;

"Poliçeden dolayı kendisine başvurulan kişi, düzenleyen veya önceki hamillerden biriyle kendi arasında doğrudan doğruya var olan ilişkilere dayanan def'ileri başvuran hamile karşı ileri süremez; meğerki, hamil, poliçeyi iktisap ederken bile bile borçlunun zararına hareket etmiş olsun."

hükmüne yer verilmiştir.

Anılan hükümler birlikte değerlendirildiğinde, doldurma anlaşmasına aykırılık iddiası ile temel borç ilişkisinden kaynaklanan kişisel defilerin sonraki hamillere karşı ileri sürülmesinin farklı hukuki koşullara tabi olduğu görülmektedir. Bu nedenle senedin ilk lehtarı ile sonraki hamillerin hukuki konumu, ileri sürülen savunmanın niteliği ve senedin iktisap koşulları çerçevesinde ayrı ayrı değerlendirilmelidir. Özellikle TTK m. 680'de öngörülen kötüniyet veya ağır kusur ölçütü ile TTK m. 687'de düzenlenen, hamilin bile bile borçlunun zararına hareket etmesi koşulunun birbirinden ayrılması gerekmektedir.

4. Boş Senedin Anlaşmaya Aykırı Doldurulduğunun İspatı

Açık bononun taraflar arasındaki doldurma anlaşmasına aykırı şekilde tamamlanması hâlinde, uyuşmazlığın çözümü bakımından belirleyici hususlardan biri, söz konusu aykırılığın hangi delillerle ispatlanabileceğidir. Zira senedin boş olarak imzalandığının ileri sürülmesi ile senedin taraflar arasında kararlaştırılan doldurma yetkisinin sınırları aşılarak tamamlandığının ispatlanması birbirinden farklı hukuki meselelerdir.

6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun ("HMK") 190. maddesinin birinci fıkrasında;

"İspat yükü, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir."

hükmüne yer verilmiştir.

Bu çerçevede, imzasını kabul ettiği bir bononun taraflar arasındaki anlaşmaya aykırı şekilde doldurulduğunu ileri süren kişinin, kural olarak bu iddiasını ispatlaması gerekmektedir. Senedin başlangıçta boş olarak imzalandığının belirtilmesi, tek başına doldurma yetkisinin aşıldığını veya senette yazılı bedel kadar borç bulunmadığını ortaya koymamaktadır.

Öte yandan, doldurma anlaşmasına aykırılık iddiasının ispatında HMK m. 200 ve 201'de düzenlenen senetle ispat ve senede karşı tanıkla ispat yasağına ilişkin hükümler önem taşımaktadır. Bu kapsamda, imzası kabul edilen bir bononun taraflar arasındaki anlaşmaya aykırı şekilde doldurulduğu iddiasının, kanunda öngörülen istisnalar saklı kalmak kaydıyla, kural olarak yazılı delillerle ispatlanması gerekmektedir.

Nitekim Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 14.03.2018 tarihli, 2017/897 E. ve 2018/464 K. sayılı kararında, imzalı boş bononun sonradan anlaşmaya aykırı şekilde doldurulduğu iddiasının ispatı değerlendirilmiştir. Anılan kararda, kambiyo senedinin soyut borç ikrarı niteliği gereği senedi elinde bulunduran kişinin temel borç ilişkisini ayrıca ispatlamak zorunda olmadığı belirtilmiş; bononun taraflar arasındaki anlaşmaya aykırı şekilde doldurulduğu iddiasının ise kural olarak yazılı delille ispatlanması gerektiği vurgulanmıştır. Bununla birlikte, aldatma vakıasının HMK m. 203 kapsamında tanıkla ispatlanabileceği kabul edilmiş; ancak somut olayda ileri sürülen iddiaların aldatma niteliğinde olmadığı değerlendirilerek tanık beyanlarına dayanılarak verilen direnme kararının bozulmasına hükmedilmiştir.

Benzer şekilde Yargıtay 19. Hukuk Dairesinin 29.03.2017 tarihli, 2016/8978 E. ve 2017/2558 K. sayılı kararında, açık bononun anlaşmaya aykırı doldurulduğu iddiasının yazılı delille ispatlanması gerektiği belirtilmiş; davacının iddiasını destekleyen yazılı delil sunamaması nedeniyle menfi tespit davasının reddine ilişkin hüküm onanmıştır.

Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 05.03.2025 tarihli, 2024/6473 E. ve 2025/1529 K. sayılı kararında da imzalı boş senedin taraflar arasındaki anlaşmaya aykırı şekilde doldurulduğu iddiasının yazılı delille ispatlanması gerektiği vurgulanmıştır. Somut olayda davacının söz konusu iddiasını usulüne uygun delillerle ispatlayamaması nedeniyle menfi tespit davasının kabulüne ilişkin hükmün bozulmasına karar verilmiştir.

Bununla birlikte, yazılı delille ispat kuralının mutlak olmadığı ve HMK'da öngörülen istisnaların somut olayın özelliklerine göre uygulanabileceği göz ardı edilmemelidir. Nitekim HMK m. 202'nin birinci fıkrasında;

"Senetle ispat zorunluluğu bulunan hâllerde delil başlangıcı bulunursa tanık dinlenebilir."

hükmüne yer verilmiştir.

Bu nedenle taraflar arasındaki sözleşmeler, senedin düzenlenme amacını ortaya koyan yazışmalar, ödeme belgeleri ve diğer kayıtlar, hukuki niteliklerine göre doldurma anlaşmasının varlığının ve kapsamının ispatında önem taşıyabilmektedir. Ancak her belgenin kendiliğinden delil başlangıcı niteliğinde kabul edilmesi mümkün olmayıp HMK m. 202'de öngörülen koşulların somut olay bakımından gerçekleşmesi gerekmektedir.

Özellikle teminat amacıyla verilen açık bonolarda, temel borç ilişkisinin niteliği, taraflar arasındaki sözleşmenin içeriği ve senedin teslim edildiği koşullar ispat bakımından önem taşımaktadır. Hayatın olağan akışına ilişkin değerlendirmeler de somut olayın özellikleri ve ileri sürülen delillerle birlikte ele alınmalı; bu değerlendirmelerin senede karşı yazılı delille ispat kuralını kendiliğinden ortadan kaldırdığı kabul edilmemelidir.

Diğer taraftan, senedin anlaşmaya aykırı doldurulduğunun ispatı ile senetteki imzanın inkârı birbirinden ayrılmalıdır. İmzanın senet borçlusuna ait olduğunun kabul edildiği hâllerde uyuşmazlık, imzanın gerçekliğinden ziyade senedin hangi yetkiye dayanılarak ve hangi koşullarda tamamlandığı üzerinde yoğunlaşmaktadır. Bu nedenle senet üzerindeki yazıların farklı kişilere ait olduğunun tespit edilmesi, tek başına doldurma anlaşmasına aykırılığın ispatlandığı anlamına gelmemektedir.

Kanaatimizce boş senetten kaynaklanan uyuşmazlıklarda ispat bakımından en önemli husus, senedin düzenlenmesi sırasında taraflar arasında mevcut olan irade birliğinin somut delillerle ortaya konulabilmesidir. Senedin güven ilişkisine dayanılarak teslim edilmiş olması, bu güven ilişkisinin hukuki sınırlarının ispatlanması gerekliliğini ortadan kaldırmamaktadır. Dolayısıyla doldurma anlaşmasının yazılı şekilde yapılması kanuni bir geçerlilik şartı olmasa da senedin hangi amaçla verildiğinin, hangi bedelle doldurulabileceğinin ve hangi koşullarda kullanılabileceğinin yazılı olarak belirlenmesi, ileride doğabilecek uyuşmazlıklarda ispat bakımından önem taşımaktadır.

5. Sonuç ve Değerlendirme

Boş senede imza atılması, Türk hukukunda tek başına senedin geçersizliği sonucunu doğurmamaktadır. Bununla birlikte, açık bononun hukuken geçerli şekilde düzenlenebilmesi, senedi elinde bulunduran kişiye taraflar arasındaki anlaşmadan bağımsız ve sınırsız bir doldurma yetkisi tanımamaktadır.

Açık bonodan kaynaklanan uyuşmazlıklarda senedin şekli geçerliliği, doldurma yetkisinin kapsamı ve bu yetkinin anlaşmaya uygun kullanılıp kullanılmadığı ayrı ayrı değerlendirilmelidir. Özellikle senedin anlaşmaya aykırı doldurulduğu iddiasının ispatında yazılı delillerin taşıdığı önem ve senedin sonraki hamillere devredilmesi halinde ileri sürülebilecek savunmaların sınırlanabilmesi, boş senede imza atılmasının doğurabileceği hukuki riskleri artırmaktadır.

Bu nedenle hukuki uyuşmazlıkların önlenmesi bakımından, senetlerin mümkün olduğunca zorunlu unsurları tamamlanmış şekilde imzalanması; açık bono düzenlenmesinin tercih edildiği hâllerde ise senedin verilme amacının, doldurma yetkisinin kapsamının ve hangi koşullarda kullanılabileceğinin yazılı olarak belirlenmesi önem taşımaktadır.

Kaynakça

  1. Günay, Erhan, “Açık Bono (TTK m. 778/2-f Göndermesiyle m. 680)”, Terazi Hukuk Dergisi, C. 13, S. 144, Ağustos 2018, s. 108–112.
  2. Bingöl, Fatma İtır, “Teminat Olarak Verilen Açık Bononun Doldurma Anlaşmasına Aykırı Doldurulduğunun İspatında Hayatın Olağan Akışı Karinesine Dayanma İhtiyacı ve Kira Sözleşmesi ile İlgili Uygulamadan Bir Örnek”, Yaşar Hukuk Dergisi, C. 8, S. 1–2, 2026, s. 1–34.
  3. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, 14.03.2018 tarihli, 2017/897 E., 2018/464 K. sayılı karar. 4. Yargıtay 19. Hukuk Dairesi, 29.03.2017 tarihli, 2016/8978 E., 2017/2558 K. sayılı karar. 5. Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 05.03.2025 tarihli, 2024/6473 E., 2025/1529 K. sayılı karar.

1. Giriş

Günlük yaşamda ve ticari ilişkilerde, mevcut veya ileride doğabilecek borçlar nedeniyle, henüz bedeli, vadesi veya diğer bilgileri tamamlanmamış senetlerin imzalanarak karşı tarafa teslim edildiği görülmektedir. Özellikle kira, araç kiralama, mal alım satımı ve borç ilişkilerinde karşılaşılan bu uygulama, başlangıçta taraflar açısından pratik bir çözüm olarak değerlendirilse de uyuşmazlık hâlinde önemli hukuki sonuçlar doğurabilmektedir.

Bu noktada üzerinde durulması gereken husus, boş senede atılan imzanın geçerli olup olmadığı kadar, imzalanan belgenin sonradan hangi koşullarda doldurulabileceği ve imza sahibinin hangi ölçüde sorumlu tutulabileceğidir.

Zira bir senedin eksik bilgilerle imzalanması ile bu bilgilerin taraflar arasındaki anlaşmaya aykırı biçimde tamamlanması hukuken farklı değerlendirmeleri gerektirmektedir. Bu ayrım, özellikle senedin geçerliliği ve anlaşmaya aykırı doldurulduğu iddiasının ispatı bakımından önem taşımaktadır.

Bu kapsamda çalışmamızda, boş senede atılan imzanın hukuki geçerliliği, senedin sonradan doldurulmasına ilişkin esaslar, doldurma yetkisinin sınırları ve senedin anlaşmaya aykırı doldurulduğu iddiasının ispatı, ilgili mevzuat ve Yargıtay kararları çerçevesinde ele alınacaktır.

2. Boş Senede Atılan İmzanın Hukuki Geçerliliği

6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun ("TTK") 776. maddesinde, bononun taşıması gereken zorunlu unsurlar düzenlenmiştir. Anılan hüküm uyarınca;

"Bono veya emre yazılı senet;

a) Senet metninde 'bono' veya 'emre yazılı senet' kelimesini ve senet Türkçe'den başka bir dille yazılmışsa, o dilde bono veya emre yazılı senet karşılığı olarak kullanılan kelimeyi,

b) Kayıtsız ve şartsız belirli bir bedeli ödemek vaadini,

c) Vadeyi,

d) Ödeme yerini,

e) Kime veya kimin emrine ödenecek ise onun adını,

f) Düzenlenme tarihini ve yerini,

g) Düzenleyenin imzasını,

içerir."

Aynı Kanun'un 777. maddesinin birinci fıkrasında ise "İkinci ilâ dördüncü fıkralarda yazılı hâller saklı kalmak üzere, 776 ncı maddede gösterilen unsurlardan birini içermeyen bir senet bono sayılmaz." hükmüne yer verilmiştir. Maddenin devamında, vadenin gösterilmemesi ve düzenleme veya ödeme yerinin belirtilmemesi hâllerine ilişkin istisnalar düzenlenmiştir.

Bununla birlikte, senedin düzenlendiği sırada bütün unsurlarının tamamlanmış olması ile eksik unsurlarının sonradan taraflar arasındaki anlaşmaya uygun şekilde tamamlanması birbirinden farklı hususlardır.

Nitekim TTK'nın 778. maddesinin ikinci fıkrasının (f) bendi uyarınca bonolar hakkında da uygulanan 680. maddesinde;

"Tedavüle çıkarılırken tamamen doldurulmamış bulunan bir poliçe, aradaki anlaşmalara aykırı bir şekilde doldurulursa, bu anlaşmalara uyulmadığı iddiası, hamile karşı ileri sürülemez; meğerki, hamil poliçeyi kötüniyetle iktisap etmiş veya iktisap sırasında kendisine ağır bir kusur isnadı mümkün bulunmuş olsun."

hükmüne yer verilmiştir.

Söz konusu düzenleme ile kambiyo senedinin bazı unsurları eksik bırakılarak düzenlenmesi ve bu unsurların sonradan tamamlanması hukuken mümkün kılınmıştır. Uygulamada bu şekilde düzenlenen senetler "açık bono" olarak adlandırılmaktadır.

Dolayısıyla bir kişinin bedel, vade veya diğer bilgileri boş bırakılmış bir bonoyu imzalaması, tek başına senedin geçersizliği sonucunu doğurmamaktadır. Senedin eksik unsurlarının tamamlanarak kanunda öngörülen zorunlu unsurları taşıması hâlinde, şeklen geçerli bir kambiyo senedinden söz edilebilecektir. Bununla birlikte, senedin taraflar arasındaki doldurma anlaşmasına aykırı şekilde tamamlanması, senetten kaynaklanan borca karşı ileri sürülebilecek savunmalar bakımından ayrıca değerlendirilmelidir.

3. Senedin Sonradan Doldurulması ve Doldurma Yetkisinin Sınırları

Açık bononun hukuken geçerli kabul edilmesi, senedin eksik unsurlarının herhangi bir sınırlamaya tabi olmaksızın tamamlanabileceği anlamına gelmemektedir. Yukarıda yer verilen TTK m. 680 hükmü uyarınca, açık bononun tamamlanması, taraflar arasında mevcut doldurma anlaşmasına uygun olarak gerçekleştirilmelidir. Dolayısıyla senedin boş olarak imzalanıp teslim edilmesi, senedi elinde bulunduran kişiye sınırsız bir doldurma yetkisi tanındığı şeklinde yorumlanamaz.

Doldurma anlaşması, açık bononun eksik bırakılan unsurlarının hangi koşullarda ve ne şekilde tamamlanacağını belirleyen anlaşma olup senedi elinde bulunduran kişiye tanınan yetkinin hukuki sınırlarını oluşturmaktadır. Söz konusu anlaşmanın yazılı şekilde yapılması bir geçerlilik şartı olmamakla birlikte, anlaşmanın varlığının ve kapsamının uyuşmazlık konusu olması hâlinde, doldurma yetkisinin hangi sınırlar içerisinde tanındığının ispatı önem kazanmaktadır.

Özellikle teminat amacıyla düzenlenen açık bonolarda, senedin hangi borç veya yükümlülüğün güvence altına alınması amacıyla verildiğinin ve hangi koşullarda doldurulabileceğinin belirlenmesi önem taşımaktadır. Doldurma yetkisinin kapsamının açıkça kararlaştırılmamış olması, senedin sonradan anlaşmaya aykırı şekilde tamamlandığı iddiasının ispatını güçleştirebilmektedir.

Bu kapsamda, belirli bir borç ilişkisi nedeniyle düzenlenen açık bononun kararlaştırılan tutarı aşan bir bedelle doldurulması, senedin yalnızca belirli yükümlülüklerin yerine getirilmemesi hâlinde kullanılacağının kararlaştırılmasına rağmen bu koşullar gerçekleşmeden tamamlanması veya taraflarca belirlenen doldurma şartlarına aykırı hareket edilmesi, somut olayın özelliklerine göre doldurma anlaşmasına aykırılık teşkil edebilecektir.

Öte yandan, senet üzerindeki bedel, vade veya diğer unsurların imza sahibinden başka bir kişi tarafından yazılmış olması, tek başına senedin tahrif edildiğini yahut doldurma anlaşmasına aykırı davranıldığını göstermemektedir. Açık bononun hukuki niteliği gereği, eksik unsurların imzadan sonra ve başka bir kişi tarafından tamamlanması mümkündür. Bu nedenle hukuki değerlendirmede belirleyici olan, senet üzerindeki yazıların farklı kişilere ait olması değil, senedin kararlaştırılan doldurma yetkisinin sınırları içerisinde tamamlanıp tamamlanmadığıdır.

Bununla birlikte, doldurma anlaşmasına aykırılık ile senedin kambiyo senedi vasfını taşıyıp taşımaması birbirinden farklı hukuki meselelerdir. Açık bononun anlaşmaya aykırı şekilde tamamlanması, senedin sırf bu nedenle kendiliğinden geçersiz hâle gelmesi sonucunu doğurmamaktadır. TTK m. 680 uyarınca, doldurma anlaşmasına aykırılık iddiası, bu anlaşmanın tarafı olan ilk lehtara karşı ileri sürülebilmekle birlikte, senedi sonradan iktisap eden hamile karşı ancak hamilin senedi kötüniyetle iktisap etmesi veya iktisap sırasında ağır kusurlu olması halinde ileri sürülebilecektir.

Bunun yanında, TTK m. 778/1-a atfıyla bonolar hakkında da uygulanan TTK m. 687'nin birinci fıkrasında;

"Poliçeden dolayı kendisine başvurulan kişi, düzenleyen veya önceki hamillerden biriyle kendi arasında doğrudan doğruya var olan ilişkilere dayanan def'ileri başvuran hamile karşı ileri süremez; meğerki, hamil, poliçeyi iktisap ederken bile bile borçlunun zararına hareket etmiş olsun."

hükmüne yer verilmiştir.

Anılan hükümler birlikte değerlendirildiğinde, doldurma anlaşmasına aykırılık iddiası ile temel borç ilişkisinden kaynaklanan kişisel defilerin sonraki hamillere karşı ileri sürülmesinin farklı hukuki koşullara tabi olduğu görülmektedir. Bu nedenle senedin ilk lehtarı ile sonraki hamillerin hukuki konumu, ileri sürülen savunmanın niteliği ve senedin iktisap koşulları çerçevesinde ayrı ayrı değerlendirilmelidir. Özellikle TTK m. 680'de öngörülen kötüniyet veya ağır kusur ölçütü ile TTK m. 687'de düzenlenen, hamilin bile bile borçlunun zararına hareket etmesi koşulunun birbirinden ayrılması gerekmektedir.

4. Boş Senedin Anlaşmaya Aykırı Doldurulduğunun İspatı

Açık bononun taraflar arasındaki doldurma anlaşmasına aykırı şekilde tamamlanması hâlinde, uyuşmazlığın çözümü bakımından belirleyici hususlardan biri, söz konusu aykırılığın hangi delillerle ispatlanabileceğidir. Zira senedin boş olarak imzalandığının ileri sürülmesi ile senedin taraflar arasında kararlaştırılan doldurma yetkisinin sınırları aşılarak tamamlandığının ispatlanması birbirinden farklı hukuki meselelerdir.

6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun ("HMK") 190. maddesinin birinci fıkrasında;

"İspat yükü, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir."

hükmüne yer verilmiştir.

Bu çerçevede, imzasını kabul ettiği bir bononun taraflar arasındaki anlaşmaya aykırı şekilde doldurulduğunu ileri süren kişinin, kural olarak bu iddiasını ispatlaması gerekmektedir. Senedin başlangıçta boş olarak imzalandığının belirtilmesi, tek başına doldurma yetkisinin aşıldığını veya senette yazılı bedel kadar borç bulunmadığını ortaya koymamaktadır.

Öte yandan, doldurma anlaşmasına aykırılık iddiasının ispatında HMK m. 200 ve 201'de düzenlenen senetle ispat ve senede karşı tanıkla ispat yasağına ilişkin hükümler önem taşımaktadır. Bu kapsamda, imzası kabul edilen bir bononun taraflar arasındaki anlaşmaya aykırı şekilde doldurulduğu iddiasının, kanunda öngörülen istisnalar saklı kalmak kaydıyla, kural olarak yazılı delillerle ispatlanması gerekmektedir.

Nitekim Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 14.03.2018 tarihli, 2017/897 E. ve 2018/464 K. sayılı kararında, imzalı boş bononun sonradan anlaşmaya aykırı şekilde doldurulduğu iddiasının ispatı değerlendirilmiştir. Anılan kararda, kambiyo senedinin soyut borç ikrarı niteliği gereği senedi elinde bulunduran kişinin temel borç ilişkisini ayrıca ispatlamak zorunda olmadığı belirtilmiş; bononun taraflar arasındaki anlaşmaya aykırı şekilde doldurulduğu iddiasının ise kural olarak yazılı delille ispatlanması gerektiği vurgulanmıştır. Bununla birlikte, aldatma vakıasının HMK m. 203 kapsamında tanıkla ispatlanabileceği kabul edilmiş; ancak somut olayda ileri sürülen iddiaların aldatma niteliğinde olmadığı değerlendirilerek tanık beyanlarına dayanılarak verilen direnme kararının bozulmasına hükmedilmiştir.

Benzer şekilde Yargıtay 19. Hukuk Dairesinin 29.03.2017 tarihli, 2016/8978 E. ve 2017/2558 K. sayılı kararında, açık bononun anlaşmaya aykırı doldurulduğu iddiasının yazılı delille ispatlanması gerektiği belirtilmiş; davacının iddiasını destekleyen yazılı delil sunamaması nedeniyle menfi tespit davasının reddine ilişkin hüküm onanmıştır.

Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 05.03.2025 tarihli, 2024/6473 E. ve 2025/1529 K. sayılı kararında da imzalı boş senedin taraflar arasındaki anlaşmaya aykırı şekilde doldurulduğu iddiasının yazılı delille ispatlanması gerektiği vurgulanmıştır. Somut olayda davacının söz konusu iddiasını usulüne uygun delillerle ispatlayamaması nedeniyle menfi tespit davasının kabulüne ilişkin hükmün bozulmasına karar verilmiştir.

Bununla birlikte, yazılı delille ispat kuralının mutlak olmadığı ve HMK'da öngörülen istisnaların somut olayın özelliklerine göre uygulanabileceği göz ardı edilmemelidir. Nitekim HMK m. 202'nin birinci fıkrasında;

"Senetle ispat zorunluluğu bulunan hâllerde delil başlangıcı bulunursa tanık dinlenebilir."

hükmüne yer verilmiştir.

Bu nedenle taraflar arasındaki sözleşmeler, senedin düzenlenme amacını ortaya koyan yazışmalar, ödeme belgeleri ve diğer kayıtlar, hukuki niteliklerine göre doldurma anlaşmasının varlığının ve kapsamının ispatında önem taşıyabilmektedir. Ancak her belgenin kendiliğinden delil başlangıcı niteliğinde kabul edilmesi mümkün olmayıp HMK m. 202'de öngörülen koşulların somut olay bakımından gerçekleşmesi gerekmektedir.

Özellikle teminat amacıyla verilen açık bonolarda, temel borç ilişkisinin niteliği, taraflar arasındaki sözleşmenin içeriği ve senedin teslim edildiği koşullar ispat bakımından önem taşımaktadır. Hayatın olağan akışına ilişkin değerlendirmeler de somut olayın özellikleri ve ileri sürülen delillerle birlikte ele alınmalı; bu değerlendirmelerin senede karşı yazılı delille ispat kuralını kendiliğinden ortadan kaldırdığı kabul edilmemelidir.

Diğer taraftan, senedin anlaşmaya aykırı doldurulduğunun ispatı ile senetteki imzanın inkârı birbirinden ayrılmalıdır. İmzanın senet borçlusuna ait olduğunun kabul edildiği hâllerde uyuşmazlık, imzanın gerçekliğinden ziyade senedin hangi yetkiye dayanılarak ve hangi koşullarda tamamlandığı üzerinde yoğunlaşmaktadır. Bu nedenle senet üzerindeki yazıların farklı kişilere ait olduğunun tespit edilmesi, tek başına doldurma anlaşmasına aykırılığın ispatlandığı anlamına gelmemektedir.

Kanaatimizce boş senetten kaynaklanan uyuşmazlıklarda ispat bakımından en önemli husus, senedin düzenlenmesi sırasında taraflar arasında mevcut olan irade birliğinin somut delillerle ortaya konulabilmesidir. Senedin güven ilişkisine dayanılarak teslim edilmiş olması, bu güven ilişkisinin hukuki sınırlarının ispatlanması gerekliliğini ortadan kaldırmamaktadır. Dolayısıyla doldurma anlaşmasının yazılı şekilde yapılması kanuni bir geçerlilik şartı olmasa da senedin hangi amaçla verildiğinin, hangi bedelle doldurulabileceğinin ve hangi koşullarda kullanılabileceğinin yazılı olarak belirlenmesi, ileride doğabilecek uyuşmazlıklarda ispat bakımından önem taşımaktadır.

5. Sonuç ve Değerlendirme

Boş senede imza atılması, Türk hukukunda tek başına senedin geçersizliği sonucunu doğurmamaktadır. Bununla birlikte, açık bononun hukuken geçerli şekilde düzenlenebilmesi, senedi elinde bulunduran kişiye taraflar arasındaki anlaşmadan bağımsız ve sınırsız bir doldurma yetkisi tanımamaktadır.

Açık bonodan kaynaklanan uyuşmazlıklarda senedin şekli geçerliliği, doldurma yetkisinin kapsamı ve bu yetkinin anlaşmaya uygun kullanılıp kullanılmadığı ayrı ayrı değerlendirilmelidir. Özellikle senedin anlaşmaya aykırı doldurulduğu iddiasının ispatında yazılı delillerin taşıdığı önem ve senedin sonraki hamillere devredilmesi halinde ileri sürülebilecek savunmaların sınırlanabilmesi, boş senede imza atılmasının doğurabileceği hukuki riskleri artırmaktadır.

Bu nedenle hukuki uyuşmazlıkların önlenmesi bakımından, senetlerin mümkün olduğunca zorunlu unsurları tamamlanmış şekilde imzalanması; açık bono düzenlenmesinin tercih edildiği hâllerde ise senedin verilme amacının, doldurma yetkisinin kapsamının ve hangi koşullarda kullanılabileceğinin yazılı olarak belirlenmesi önem taşımaktadır.

Kaynakça

  1. Günay, Erhan, “Açık Bono (TTK m. 778/2-f Göndermesiyle m. 680)”, Terazi Hukuk Dergisi, C. 13, S. 144, Ağustos 2018, s. 108–112.
  2. Bingöl, Fatma İtır, “Teminat Olarak Verilen Açık Bononun Doldurma Anlaşmasına Aykırı Doldurulduğunun İspatında Hayatın Olağan Akışı Karinesine Dayanma İhtiyacı ve Kira Sözleşmesi ile İlgili Uygulamadan Bir Örnek”, Yaşar Hukuk Dergisi, C. 8, S. 1–2, 2026, s. 1–34.
  3. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, 14.03.2018 tarihli, 2017/897 E., 2018/464 K. sayılı karar. 4. Yargıtay 19. Hukuk Dairesi, 29.03.2017 tarihli, 2016/8978 E., 2017/2558 K. sayılı karar. 5. Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 05.03.2025 tarihli, 2024/6473 E., 2025/1529 K. sayılı karar.
Abone Ol Paylaşılan bloglardan haberdar olmak için abone olabilirsiniz
E-Bülten aydınlatma metni için tıklayınız